Uzun zaman oldu yazmayalı,ortalardan kaybolalı…
Kayıp balık gibi hissediyorum kendimi,belki de böyle olsun istiyorum:)
Aslında nereye gideceğini bilemeyen bir balık gibiyim.İki ayrı şehirde iki ayrı düzen kurmaya çalışıyorum.Yoruluyorum,yoruluyorum ve yine yoruluyorum…
Bayram öncesi hastalıkla boğuştuğum için benim yeni öğrencilerimden birisi”öğretmenim bedene çıkak da sen de kafanı dinle!”dedi.Kafamı dinlemeye ihtiyacım olduğunu çok iyi biliyorlar
Kafamı dinlemek istiyordum.Kurban Bayramı tatilini uzatıp güzel İzmir’e doğru açtım yelkenimi.İyi de etmişim,gidince anladım:)
İzmir’in ılık-tatlı havası,akraba ziyaretleri,Kuşadası,bolca yemek:)ve sevdiklerimle olmak bana çok iyi geldi.
Dönüşte uçağı kaçırma korkusu yaşasam da gittim,geldim çok şükür…
Buralarda kar var yine…Sabah okul servisini beklemek işkence haline dönüştü.Yol üstünde havlayan köpekler beni uykumdan ediyor.Uykulu uykulu”size dee günaydıııın!”diyorum onlara,arabadakiler bana bakıp gülüyorlar.
Bazen öğle arasında yemek için şehirden simit alıyordum.Elimde poşetle okula girerken bir şeyi unutmuşum;çocuklar elimdeki o poşeti görüyorlar!
Bunu elime bozuk para tutuşturan çocukları görünce anladım.
Ehh onların da canı simit istiyor,para veriyorlar bana kendilerine simit almak için…
Dikkat edemiyorum bazen,onların neye odaklandığını bilemiyorum.
Artık canım simit istemiyor…
Soğuyorum
Üşüyorum da…
“Serenad”,”İskender” ve şimdi yeni okumaya başladığım “Od”…
Hepsi de ayrı bir tat bırakıyor bende…
Kitap okumayı hızlandırdığım için mutluyum…
Özetle;üşümek,soğumak,mutluluk,yorgunluk ve kaybolmak
Bu aralar bunlarla meşgulum.
Ya siz?


