Ölmeden beş gün önce,her zaman dinlendiği yatağından kalkarak ellerine baktı.Üzerindeki çizgileri,derisinin inceliğini seyretti.Gözleri doldu,ağlayamadı.Ellerine bakarak seyretti hayatını.Öyle ya,hayatı ellerinden geçmişti.Elleri tutmuştu eşinin ellerini.Çocuklarını,elleri sevmişti.Çalıştığı vergi dairesinde onlarca kağıda elleri imza atmıştı.Yaşlılığını adadığı bahçesindeki güllerin dikenleri ellerine batmıştı.Şimdi ise,dokunulduğunda canını yakacak kadar ince elleri”buraya kadarmış!”diyordu.Ağladığını gören olmamıştı,kardeşinin vefatı dışında.Kendinin eriyip gideceğine bile ağlayacak kadar korkmuyordu hayattan.Elleri ağlattı bir tek onu.Ömrünün tozunu bir çırpıda silen elleri…
Duaya açılan,çalışmaktan yorulmayan,sevginin,öfkenin,hüznün,yaşanabilen her duygunun mimarı.Yorgun,masum,yitik,ömrü çatlak çatlak açılan elleri…
Dedemin özlediğim elleriydi...
****
Dokunmak,hissedilen en özel duygudur.Güzel olmasa,sevgililer uzaklara isyan edebilirler miydi?Acıyı hissedebilir miydi yüreği dokunamadan?
Parmak uçlarındadır kalbimiz.Dokunarak kendimizi ifade ederiz.Bebek bile annesini ancak dokunarak sevebilir,okşar yüzü annenisinin kalbini.Sevginin pekiştirilebilir önemli ölçütüdür eller.Yüzeyi değil,içinde gizlidir hayatın görünmez yolları.Her çizgi kaderin kadarını yansıtır gözlerimize.Yaşadığımız kadardır kaderimiz.Kaderimiz ellerimizdedir.
Beşi de birbirinden farklı;beşi de aynı yerde farklı yönlere bakan insanlar gibi.Farklı yüzlerin bir arada yaşadığı bir dünya gibi.Birinin eksikliği etkiler bir diğerini.Her parmağın ayrı bir ismi,üstlendiği ayrı görevleri var.
Vücudun yükünü taşıyan ellerimiz gün gelir yüzümüzden önce yaşlanırlar.Hayat önce ellerimizi yıpratır.Çok yorulanın elleri daha çok yollara ayrılır.Çatlaklarını bir tutam toprak doldurur.Yüzümü seven işçi kadının kuru elleri gibi.Onların gökkuşakları bile bahçede kuruyor.Kuru hayat,kuru aş,kupkuru…
Ömür törpüsü yontar tırnaklarımızı.Canımızı yaktığında bekleriz birinin koynundan çıkardığı sargı bezini vermesini.Parmaklarımız kanarsa,daha dikkatli oluruz hayata karşı.Kiminin parmakları başkaları tarafından törpülenir.Muntazamdır.Hayatı zaten bağımlı yaşamaktadırlar.
Elleri yaşlı görünen çocukları gördünüz mü?
Ben gördüm.
Ellerin yumuşaklığına hayretle dokunan çocuklar…
Onların hikayeleri çok daha ayrı.Tek ortak nokta yağmurdan bile küçük ellerinin varlığı…
Ve en hüzün dolusu,uzaklara sallanan eller…Boşluğa sallanır gibi,tüm iyi dileklerimiz ellerimizin ucuna gizlenir gibi,tüm dualarımız ellerimizin ucunda şimdi…Yüzde beliren emanet tebessüm,parmak uçlarından akan gözyaşları ve hüzün…
Ekranda bile okuyucunun yüreğine dokunabiliyorsak eğer,dokunabilmek için her duygunun elleri olduğunu unutmamalıyız.
Yüreğinizdeki ellerinizin sevgiyle dokunması dileğiyle…