2 Ocak 2011 Pazar

Eller...


Ölmeden beş gün önce,her zaman dinlendiği yatağından kalkarak ellerine baktı.Üzerindeki çizgileri,derisinin inceliğini seyretti.Gözleri doldu,ağlayamadı.Ellerine bakarak seyretti hayatını.Öyle ya,hayatı ellerinden geçmişti.Elleri tutmuştu eşinin ellerini.Çocuklarını,elleri sevmişti.Çalıştığı  vergi dairesinde onlarca kağıda elleri imza atmıştı.Yaşlılığını adadığı bahçesindeki güllerin dikenleri ellerine batmıştı.Şimdi ise,dokunulduğunda canını yakacak kadar ince elleri”buraya kadarmış!”diyordu.Ağladığını gören olmamıştı,kardeşinin vefatı dışında.Kendinin eriyip gideceğine bile ağlayacak kadar korkmuyordu hayattan.Elleri ağlattı bir tek onu.Ömrünün tozunu bir çırpıda silen elleri…
Duaya açılan,çalışmaktan yorulmayan,sevginin,öfkenin,hüznün,yaşanabilen her duygunun mimarı.Yorgun,masum,yitik,ömrü çatlak çatlak açılan elleri…
Dedemin özlediğim elleriydi...
                                                                ****
Dokunmak,hissedilen en özel duygudur.Güzel olmasa,sevgililer uzaklara isyan edebilirler miydi?Acıyı hissedebilir miydi yüreği dokunamadan?
Parmak uçlarındadır kalbimiz.Dokunarak kendimizi ifade ederiz.Bebek bile annesini ancak dokunarak sevebilir,okşar yüzü annenisinin kalbini.Sevginin pekiştirilebilir önemli ölçütüdür eller.Yüzeyi değil,içinde gizlidir hayatın görünmez yolları.Her çizgi kaderin kadarını yansıtır gözlerimize.Yaşadığımız kadardır kaderimiz.Kaderimiz ellerimizdedir.
Beşi de birbirinden farklı;beşi de aynı yerde farklı yönlere bakan insanlar gibi.Farklı yüzlerin bir arada yaşadığı bir dünya gibi.Birinin eksikliği etkiler bir diğerini.Her parmağın ayrı bir ismi,üstlendiği ayrı görevleri var.
Vücudun yükünü taşıyan ellerimiz gün gelir yüzümüzden önce yaşlanırlar.Hayat önce ellerimizi yıpratır.Çok yorulanın elleri daha çok yollara ayrılır.Çatlaklarını bir tutam toprak doldurur.Yüzümü seven işçi kadının kuru elleri gibi.Onların gökkuşakları bile bahçede kuruyor.Kuru hayat,kuru aş,kupkuru…
Ömür törpüsü yontar tırnaklarımızı.Canımızı yaktığında bekleriz birinin koynundan çıkardığı sargı bezini vermesini.Parmaklarımız kanarsa,daha dikkatli oluruz hayata karşı.Kiminin parmakları başkaları tarafından törpülenir.Muntazamdır.Hayatı zaten bağımlı yaşamaktadırlar.
Elleri yaşlı görünen çocukları gördünüz mü?
Ben gördüm.
Ellerin yumuşaklığına hayretle dokunan çocuklar…
Onların hikayeleri çok daha ayrı.Tek ortak nokta yağmurdan bile küçük ellerinin varlığı…
Ve en hüzün dolusu,uzaklara sallanan eller…Boşluğa sallanır gibi,tüm iyi dileklerimiz ellerimizin ucuna gizlenir gibi,tüm dualarımız ellerimizin ucunda şimdi…Yüzde beliren emanet tebessüm,parmak uçlarından akan gözyaşları ve hüzün…
 Ekranda bile okuyucunun yüreğine dokunabiliyorsak eğer,dokunabilmek için her duygunun elleri olduğunu unutmamalıyız.
Yüreğinizdeki ellerinizin sevgiyle dokunması dileğiyle…

10 yorum:

özlem dedi ki...

Of Ezgi, yine yüreğimden vurdun beni, kalemine sağlık canım...

seyyahmimoza dedi ki...

yine çok duygulu bir yazı olmuş.konuya uygun olsun diye ELLERİN dert görmesin,ellerin nice güzelliklere imza atsın...dost sıcaklığının satırlarda daim olması dileğiyle.
sevgilerle...

acartolga dedi ki...

Dokunmak, beş duyumuzdan biri... Salt bu açıdan bakıldığında dahi ne denli önemli olduğu anlaşılabilir.
Evet ellerimizle dokunuruz ve ellerimizde hayatımıza ilişkin ipuçları vardır; yaşımızın, cinsiyetimizin, toplumsal sınıfımızın, başka bir deyişle gelir düzeyimizin, belki de yaptığımız işin, rengimizin, kimi zaman ruh halimizin ellerimize bakılarak tahmin edilmesi oldukça olasıdır.
Biri ile el sıkıştığımızda olumlu ya da olumsuz bir "ilk izlenim" sahibi olmaz mıyız? Kimi zaman elini sıktığımız kişiye daha o an bir yakınlık duymaya başlarız ve bu sürer gider, kimi zaman da buz gibidir o el ve asla ısınmaz.
Belli belirsiz bir hüzün sezdim yazında?

nihansu dedi ki...

"Sevmek dokunmaktır" sözü geldi aklıma ilk önce sonrasında da çocukluğumdaki o çok eski "Eller eller" isimli olan ve eller üzerine bestelenmiş şarkı...

Sevgiyi, sevmeyi eller ve dokunma temasıyla nasıl da güzel anlatmışsın. Biraz hüzünlü ama emin ol ekranın karşısında olana (okuyucu olan bana) dokunan bir yazıydı.

ezgilimelodi dedi ki...

ÖZLEM;Umarım hüzünlendirmemişimdir...

SEYYAH MİMOZA;Güzel yorumun için teşekkür ederim.Dileklerin hepimiz için kabul olur inşallah...

ACARTOLGA;Hüzün aslında kısmen var...Bahsettiğin konularda ben de hak veriyorum sana.Eller kimliğimizi ortaya koyuyor işte...

NİHANSU;Ah şu eller eller eller...diye devam eden bir müzik...Hatırımda...
Yüreğine dokunmayı seviyorum(Hüzünle değil elbette:))

Işıl dedi ki...

SEVGI DOLU GÜZÜN DOLU BI DOKUNUS OLDU

Newbahar dedi ki...

Eller...
İki el lakin iki avuca sığmayacak ve aslında sığdırılan bir ömür...

İnsanoğlunun hayatı işte bu kadar.

ezgilimelodi dedi ki...

IŞIL;Teşekkürler...

NEWBAHAR;Evet,bu kadar...
Ellerimiz sevgiye açılsın...

didem dedi ki...

Sevgiyi, duyguyu, ani, hissettigini ne kadar guzel kaleme dokuyorsun. Bravo! Hepimizi oldugumuz yerden alip baska yerlere goturuyorsun Ezgi.

birtutamkekik dedi ki...

merhabalaar:)
ne hoşş necici bir sayfanız war böyle:)
kutluyorum siz..
yazılarınız roman tadında öyle güzel ki..
kayboldum sayfanızda:)
seve seve izleyicin oldum hemen..
bende sizi bekliyorum...
kucak dolusu sevgilerimle..
:)