yaşama dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşama dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2010 Cumartesi

Anıların Ezgisi


Eski kitaplarımın arasında birkaç tane minik süslü defterler buldum.Defterlerimden biri anı,diğeri ise anket defteriydi.Ne komik günlermiş;okudukça güldüm,güldükçe mutlu oldum…
Anı defterleri aslında ergenlik öncesi kıpırtılarındandır çoğumuz için.Şuan hala yapanlar var,şahidim:)
Oradan,buradan,fırıncıdan,bankadan vs.bir sürü yerden ajandalar getirirdi babam.İlk başlarda onları ders notları tutmak için kullansam da hevesim kaçınca bir yerlere koyardım.
Vakti zamanında nereden bulacaksın öyle süslü defterlerin olduğu kırtasiyecileri!...Bu yüzden temkinli olup en güzellerini anı defteri yapmak için saklardım.


Her zaman gittiğim bir kırtasiyeci vardı.Defterin yanında,üstü arı desenli kokulu silgi veriyor diye çıldırırdım,”Ayy ne iyi adam bedava veriyor”derdim.Sonralarda öğrendim defterleri pahalı sattığını.Aynı hesap yani:)
Her neyse…
Anı defterimi inceledim.Bir önceki sayfadan kopya çekip arka sayfaya da yazılanın aynısını yazdıklarını gördüm:)”Kalbin kadar temiz sayfa…diye başlayıp,”saklambaçta aslında seni kandırmıştım”lara varıncaya kadar bir dolu söz okudum,hatta arkadaşımın uydurmasyon yazdığı maniyi aktarmadam edemeyeceğim:)

,“Dozer geliyor dozer,
Çekilin yoldan ezer.
Benim arkadaşım Ezgi,
Dünya sensiz olur mu?”
Okuduktan sonra içimden,"Eh be kuzum ya,az daha kafiyesi uygun bir mani bulamadın mı?”dedim.
Defterimin bazı sayfalarında öğretmenlerimin de yazmış olduğu yazılarla karşılaştım.Nasıl cesaret etmişim öğretmenler odasının kapısında dikilip binbir hevesle öğretmenime defterimi vermeyi:)
İçimdeki çocuk heyecanını gördüm defterimde…
Bahsedeceğim bir diğer defter ise anket defteri.Bu defteri lise birinci sınıftayken doldurmuşum.Kendimce insanları tanımaya mı çalışacağım artık,orası meçhul:)
Anket defteri oluştururken ne kadar saçma soru varsa hepsi bulunur,diğer örnek defterlerden.Sonra kendine göre elenerek daha mantıklı hale getirilmeye çalışılır ve kurbanlara sunulur.
Soruların içinde adı ve soyadından başlayıpta yedi sülale geçmişi ile ilgili türlü kaçık sorular,hobiler,fobiler,sevdiği insan kim?-en kımıl kımıl soru bu:)-gibi heyecan verici konular sorulurdu.
Diğer sayfada da çeşitli dergilerden kesilip yapıştırılmış,o zamanların en şahane artistleri,şarkıcılarının resmi yer alırdı.Ne güzeldi aslında arkadaşını ordan tanıyabiliyordun.Çünkü yazılanların çoğu safça duygularla yazılırdı.Neleri sever,nelerden nefret eder anlayabilirdin yazdıklarından.Doğum günlerinde hediye seçimi için oldukça iyi bir kaynaktı.
Defterim sıramın altından alınıp şantaj olarak da kullanılmıştı bir aralar.”Okul müdürüne verelim de gör!”demişlerdi, sevimli erkek arkadaşlarım."Okul müdürü naapsın” diyenler olabilir.Müdür babamdı:)
Olayı kendi aramızda patırtısız,gürültüsüz hallettik neticede:)
Şimdilerde anketler daha teknolojiye uyarlı bir hale geldi.Bloglar günlüklere eş değer tutuldu.Ama hiçbir şeyin tadı beyaz yapraklara yazılanlar kadar kalıcı olamadı…
Anket defteri duran var mı hala?
(eski yazılarımdan...)

dido | izlesene.com

29 Kasım 2010 Pazartesi

Gülümsemek Üzerine



"Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme,üzgün olduğunda bile.Gülümsemene kimin ne zaman aşık olacağını bilemezsin".(Ne kadar doğru bir söz,yaşadım ve biliyorum:))
*Gülümsemek böyle bir şeydir işte:Taşı suya attığımızda yayılan dalgalar gibidir,yüzden yüze yayılır.
*Bölüğe yeni yüzbaşı gelmiş,daha kendi gelmeden ünü gelmiş:"Çok takıntılı adamdır,dikkat edin!"
Bölük komutanı askerleri toplamış.
Adım Ahmet KIRÇ,soyadımdaki "R"yi unutanı yakarım!"Herkes stres içinde.Beş gün sonra  bir askeri çağırmış."Söyle,ne benim adım soyadım?"Asker titremiş ve kekelemiş
"Ahmet GÖRT!"
Kendisiyle barışık olmayan insanlar dünyaya gülümsemezler...
*Ne gülüyorsun deli gibi"deriz ya;aslında psikolojik problemi olanların %90'ı somurtur.


Ahmet Şerif İzgören'in "Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır"kitabından alıntıdır yazdıklarım.
Gülümsemeyi unutan bir toplum olduğumuzu düşünüyorum.Ve ben neredeyse kahkahalarımın tümünü sınıfımda harcıyorum.Her şeye gülebilen yapıları var onların.Onlar gülüyor,ben de gülüyorum.Olur da uzaktan seyreden birisi olursa"şüphe ediyorum öğretmenliğinden"diye iç geçirebilir:)
Sordukları sorular,dişlerine bulaşmış şeker boyaları,benzetmeleri,dizileri yorumlamaları ve sınav kağıtları:)
Bir öğretmen arkadaşın sınav kağıdına bakıyorum.Soruda "arkadaşın defterini yırtsa,ne düşünürsün?"gibi bir cümle vardı.Doğrucu kuzu"üzülürüm,saçını yolarım"cevabını yazarak yaptığı davranışının yanlış fakat verdiği tüm cevapların içtenlikle yazıldığını ispatlıyor.:)
Bu gün başımı kaldırdığımda Ersin'in bana baktığını gördüm.Gözümü kırparak gülümsedim.
"Ürtmenim sanki sağ kulağınız yapışık,sol kulağınız ayrık"dedi.
Hemen sınıfta bir gürültü koptu:
Hayoooor bikerem öğretmenimizin kulakları çok güzel:))
Saçları da kırnışıkkk(Kıvırcık:))
Gözleri de mavi olmuş(Göz farı:))
Tırnakları da fazla beyaz(Buna çok güldüm:))
Bir dakika içerisinde benim hakkımda birçok şey yorumlanıyor,bakakalıyorum yüzlerine:))Dersi kaynatmanın farklı şekilleri bunlar:))
Hayatımın renkleri:)
Özetle,yaşamın zorlukları karşısında küçük sevinçler yaratabilmektir gülümsemek...
Gülmeli,deli deseler de:))...
resim:Özellikle Japon çizgi karakteri gibi görünen gözlere dikkat:))Evet,gülümserken kısılıveriyor gözlerimiz,büyük küçük:))