4 Mart 2010 Perşembe

Güller ve kitaplar

“Küçük Prens”adlı kitabı okuyanınız vardır.Çocuk kitaplığında yer alsa da büyüklerin okuyabileceği hoş kitaplardan biridir benim için.Kitabın içinde Atatürk’ten Türk lideri ve diktatör olarak benzetmelerin yapılması eleştirmenler tarafından olumsuz yorumlansa da okunması gereken kitaplardan biridir.Yazarın kendi suluboya resimlerinin içinde yer aldığı bu güzel kitabı,okuduğum kitapla tekrardan hatırladım.”Kayıp Gül”adlı kitabın kapağındaki yorumlardan da “Küçük Prens”tadında olduğu belirtiliyordu.


Kitabımı bugün bitirdim.


Önce kendimce yorumlarımdan bahsedeyim:


Kayıp Gül;okumaktan sıkılmayacağınız fakat umduğunuz kadar sizi etkilemeyecek bir kitap.Kitabın sayfalarında daha önceden okuduğunuz romanların hatta şiirlerin etkisini görebilirsiniz.Konu olarak yabancılık çektirmeyecek;kitabın son sayfalarına doğru kelimelerin gizeme büründüğünü göreceksiniz.Yine de büyük başarı sağlamış kitabın genç yazarını, kitap heveslisi bir okuyucu olarak tebrik ediyorum…


Şubat tatilinde sınıfımda bıraktığım minyatür güllerimi okulun açıldığı gün yapraklarını dökülmüş ve sararmış olarak gördüm.Arada okulun hizmetlisi sulasa da yalnızlıktan sıkılıvermiş güzel çiçeğim.Çiçeklerin de sevgiye ihtiyacı olduğunu bir kez daha ispatladı bana saksımdaki güller…


Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim dedemin bin bir emekle oluşturduğu mükemmel bahçesinden.Her gün bahçesiyle uğraşır,çiçekleri sular,çimleri budar,bahçeye yenilik katmak için türlü çabalar harcardı.Güllerin gölgeleri birbirini etkilemesin diye yerlerini değiştirir,bu esnada ellerinde diken yaralarının izlerini bırakırdı.Dedem öldükten sonra bahçeyle babam ilgilendi.Sevgiyle büyüttü her bir çiçeği.Günebakanlar huzurla yüzlerini güneşe çeviriyordu,çilekler yerlerindeki memnuniyetlerini tatlarına yansıtıyordu.Bahçede renklerin melodisiyle huzur buluyordu insan…


Hala da öyle…


Çiçeğe gülümseyebilmeyi seviyorum ben.Papatyalar baharı hatırlatıyor bana,güller dedemi,hanımeli balkonumuzu,fesleğen sınıfımı hatırlatıyor.Güzel kokularına,canlı renklerine karşılık gülümseyebiliyorum sadece.Görebiliyorlardır beni değil mi?


“Kayıp Gül”ile birlikte çiçeklerden de bahsetmiş oldum.Aslında bu konu hakkında çok daha fazla yazabilirdim fakat;nöbetim artık perşembe günleri olduğu için ve birinci sınıfların bugün en çıldırdıkları gün olduğu için yorgun olduğumu hissediyorum.


Nöbet esnasında 2.sınıftaki bir kuzucuk:”örtmenim bana sakkııısss alabiliiii misiiiiin?”dedi.”Ne için?”gibi saçma bir soru sorduğumda “çiğnemeeek içiiiin”diye yüzüme uzaylıymışım gibi bakarak cevap verdi:)Çocukların içtenliğine hayranım:)Gidip sakızını alayım:)

7 yorum:

oyumben dedi ki...

Gül.
Aynı zamanda bu bir emirdir. ehi.

Newbahar dedi ki...

Cark cark kendimi sakızıma kaptırmışken iyi denk geldi :))
Her canlı sevgiye muhtaç. Ve o soluşlar dahi içini acıtır insanın.
Müzik öyle romantik ki, sana yakıştırdım, size :)

Sevgiler Ezgime

tedirginruhcikolatacisi dedi ki...

güller ve dudaklar diyesim geldi başlığını okuyunca:)
Kayıp Gül'ü okumadım. Çok fazla spekülasyon duydum hakkında. Aslında kitapta yeni bir kitap deilmiş.2003te doğan kitap tarafından yayınlanmış ilk olarak. Neden bu kadar büyütüldü onu da merak etmiyor deilim hani:p ayy 2-3 gündür dolaşamıyodum blogları herkes döktürmüş, bende böleee gereksiz ama ilginç bir bilgi sunarak kaçıyorum efendim:))
sevgilerr

Recep Altun dedi ki...

Önce havaya, sonra suya ve 7 Mart cumartesi günü de toprağa düşecek olan cemrelerin tabiatı uyandırmasıyla birlikte insanları da uyandırdığına inanırım. Bu kıpırtıyı sizin "Güller ve Kitaplar" isimli bloğunuzda da görmek mümkün.

Okuduğunuz kitapları bizimle paylaşmanız büyük bir incelik. Ben pek kitap okuyamıyorum ama, böyle kitap okuyan blogcu arkadaşlarımın paylaşımlarından istifade ederek, kitapların içeriği hakkında bilgi edinebiliyorum. Bu bağlamda size bu güzel paylaşımınızdan dolayı teşekkür ederim.

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın.

bilge dedi ki...

Sevgili ezgi o kadar saf ve masumlar ki çocuklarımız çok güzeldi elvan elvan renklendi dünya cemreler düştü mis gibi hava yaşamak bu olsa gerek sevgi ve dostlukla..

not:bir ödülünüz var

ezgilimelodi dedi ki...

Oyumben;güldüm ehii ehi:))
Newbahar;şarkıyı ben de sevdim ablacık.Bahar geliyor,seviyorum bu ayı:)
Tedirginimm;haklısın canım,eski bir kitap,ama okudum gitti:))
Bilge;çoooook teşekkürler:)
RecepAltun;güzel yorumunuz için çok teşekkürler.Bahar içimizde...

Red Riding Hood dedi ki...

Evet çocuklar dünyası gerçekten çok saf ve güzel .Mesela 2 gün önce 4. sınıf öğrencilerinden küçük tombiş adam Mert bi ara ayağa kalkarak ve gözlerini kısarak ( bu arada düğme gözlü çok sevimli ) '' Ööööğretmeniiim , ya ben bu ingilizceyi sevmiyorum diye isyan ettiğinde yanına gidip onu sakinleştirdim ve :D sebebini öğrenmek istediğimdeeee :D Sessizlik ortamında yüksek sesle ''Yaaa ama benim aklım yook,zekam yok öğretmenim yapamıyorum işte anlamıyorum anlasanıza '' dediğinde tüm sınıf dahil herkes doğal olarak kahkahaya boğulduk :D ( işte o kadar saflar ve samimiler )
Ondan sonra onu tahtaya kaldırarak özel olarak saatler konusunu tekrar anlattığımda inan dersin sonunda anlamıştı ve mutlu bi şekilde dersi bitirmiş olduk.