10 Mart 2010 Çarşamba

Güzel Gülüşler...


Kerpiç evin ekmek kokan odasında yere serili minderler,soba yanında mutevazı bir karyola,evde emanet gibi duran kocaman bir televizyon,kucağında bebekle tatlı tatlı gülümseyen bir çocuk.Sanki her şey siyah o beyaz gibi.Duvarları süsleyen yapma çiçekler ve duaların bulunduğu çerçeveler…Her şey bilindik köy evleri gibi.Tek fark içimi ısıtan o gülüşün sahibi.

Beş kardeşin ortancası,masum bebek bakıcısı,olgun tavırlı,yakışıklı erkeğimdir o.Onunla gülerken daha bir mutlu hisseder insan kendini.Hayat doludur,sabırlıdır,saygılıdır.Öğrencim olmasa da sevgisini,saygısını eksik etmeyen,”ee şey annem güzel gözlerinden öperim dedi”diye her tenefüs yanıma sokulmaktan çekinmeyen sevimli bir kuzucuktur.Abarttığımı düşünenler olabilir ama kedi gibidir çocuklar.Özellikle sevgiye muhtaç çocuklar.Başını okşadığında başını yıkamayacak kadar değer verirler öğretmenlerinin ellerine.Beytuş da öyledir işte.Sonsuz sevgi sunar sevene.Elindeki ekmek arasını paylaşacak kadar gönlü zengindir.


İkinci dönemin ilk haftalarında hissettim canını sıkan bir şeylerin olduğunu.Uçsuz tarlalara dönük küçük okul duvarına oturduk.Ayaklarımızı boşluğa sarkıttıktan sonra konuşmasını bekledim.”Arada kaldım öğretmenim!”dedi.Devamını dinlemek istediğimde başladı anlatmaya…

Ağabeylerinin sorumluluk sahibi olmadığını,küçük kardeşine bakmak zorunda olduğunu;bundan keyif aldığını fakat geleceğe dönük bir hayalinin bu haldeyken olamayacağını söyledi.Haklıydı kendince.Küçücük evde ders çalışabilecek yer bulmayı bırak zamanı dahi olamıyordu.Annesi bahar gelince tarlada,babası inşaat başında,kendisi de kardeşlerinin yanındaydı.Düşündüm…Her birinin buna
benzer hikayeleri olduğu için dinleyince şaşırmadım.Konuştuk,yine o tatlı gülümseyişini yakaladım.Ya da hüznün gülümsemesiydi;yanıldım…


Koşullara rağmen yılmadan çalışan küçük bedenli büyük yüreklere selam olsun…

19 yorum:

bir güzel çift dedi ki...

her biri bambaşka bir hikaye,her biri bambaşka bir dünya...her birini yazmaya bir ömür yetermiki?...öğrencilerimiz bizim diğer yüzümüz...emeğine sağlık meslektaşım...

SEVGİ dedi ki...

ezgili melodi resmive arkadaki evleri görünce iyice merak ettim görev yaptığınız yeri..
bizim oralara çok benziyor..
keşke tüm insanlık bu çocuğun içindeki o doğallığı yansıtabilse

ramazan dedi ki...

Sizin yazılarınızı okudukça otuzdan fazla yıl öncelere gidiyorum.Yeniden yaşıyorum.Fotoğraftaki çocukda çok tanıdık geldi.
Çok hoş.Gönlünüze sağlık.
Sevgiler.

ezgilimelodi dedi ki...

Birgüzelçift;Yetmeeeeez:)Çok teşekkürler Ayşenur.
Sevgi;Doğallık...Resimde belli oluyor değil mi?
Ramazan;Annem ve babam da öğretmen.Yani bir çok hayata tanık oldum.Sizin yazdıklarınız da bana yabancı gelmiyor bu yüzden.
Teşekkürler...

Newbahar dedi ki...

Peki sonra ne olacak Ezgim? O çocuk gülümseme yerini gençliğe, olgunluğa bırakacak, sonra ne olacak?
Okur mu, okumaz mı, onca çocuk içinden bir yerlere gelir mi?
O küçücük boyuyla, yaşından büyük olgunlukla herşeyin farkında. Bu yaşta küçük bir bebeğin sorumluluğunu alamayacağını, babasının yeteri kadar kazanmadığını, annesinin onca çocuk, iş güç arasında daha başka olamayacağının farkında.
Ve bunu bilmek bi çocuk için ne kadar ağır bir yüktür bilir misin Ezgi Öğretmen...Bilirsin elbet bilmesine lakin kimsenin elinden bişey gelmez.
Hepsinin gözlerinden tek tek öpüyor Newbahar...
Ve Ezgim, hep dediğim gibi senin kuzucuklar çok şanslı.

Recep Altun dedi ki...

Okula gitmekten ve ders çalışmaktan başka uğraşları olmaması gereken bu küçük yüreklerin üstlendikleri uğraşlara bakın. İşte bu benim memleketim, işte burası Türkiye...

Sayın öğretmenim okulun olduğu yerleşim birimini merak etmedim değil ama, bunu söylemek zorunda değilsiniz.

Sizin de işiniz zor ama, bence Çankaya'nın göbeğindeki bir ilköğretim okulundan daha iyi bir yer olduğuna iddiya girerim.

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın. Başarılar dilerim. Bu çocuklar sizlere emanet. Allah sizlerin yokluğunu göstermesin. Hep daim kalın.

Naz İrem'le Evimiz Cennetten Bir Bahçe dedi ki...

herbirinin hayatlarında nekadar önemli biyerdesiniz aslında.onları yönlendirecek,ufuklarını açacak,bakış açılarını değiştirebilecek tek kişisiniz.Sorumluluğunuz çok büyük bence.Allah yardımcınız olsun.

bilge dedi ki...

ah ezgii o bakışları o olgun gülüşlerin altındaki iki kaşın arasındaki ciddi sorumluluk duygusu gelip yerleşmiş çocuk olmadan büyüyen çocuğumuza ne mutlu onlara ki sana içlerini o çocuk masumiyetlerini açabiliyorlar yıllar önce üniverstedeki bir öğrencimi aklıma getirdi bu yazın bizde bahçede uzun bir yürüyüş yapmıştık onunla neler anlatmamıştıki bir gün yazacağım neyse sözüm vardı sana ezgiciğim unutmadım bir gün o yazıyı yorumlayacağım...sevgiler canım öğretmenim iyiki sizin gibi öğretmenler var...

ezgilimelodi dedi ki...

Newbahar;Tek dileğim okuması yönünde ablacık...Çok teşekkürler
RecepAltun;Gerçekten de değişmem burdaki mutluluğumu hiç bir şeye.Her şey,herkes çok doğal,masum...
Nazirem;Amin.Çok teşekkürler...
Bilge;Bekliyorum yorumu:)))
Çok teşekkürler...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Yazını okuyunca "İki dil bir bavul" filmindeki çocukları anımsadım.O kadar çoklar ki...
Sadece o koca yüreklinin gülümsemesi değil,fotoğrafta insanın içini ısıtıyor.
Sevgiler güzel öğretmenim...

ezgilimelodi dedi ki...

Dalgaları Aşmak;bir çok benzer yön taşıyoruz işte.Şaşırmadım filmi izleyince:)
Teşekkürler güzel yorumun için

suinci dedi ki...

yine muhalif olacağım ama tamda grupta bunu konuşuyorduk.neden birde şu açıdan bakmıyoruz;bu bir erkek çocuğu annesi çalıştığı için kardeşine bakıyor ilerde de hanımına yardım edecek tamda hayatın özünde hayatı öğreniyor...feminen yanım baskın geldi de....

ezgilimelodi dedi ki...

O annesine yardım etmekten şikayetçi değil ki!Yazımda da görebilirsin bunu.
Köy yaşamının içinde çok çocukluluktan kaynaklanan yükün çoğunluğunun üzerinde olmasından muzdarip.
Eğitim psikolojisinde bıktırma yöntemi vardır.Bir şey sürekli uygulandığında davranışta sönme gerçekleşir.
Dilerim hayatı öğrenirken bir şeylerden vazgeçmez...
(Zeynep bebek baktığı için haftalarca okula gelmedi.Derslerinde geri kaldı.Öğrenmeye çabaladı,gelemedi.O da anneliği mi öğrenecek şimdiden?)

acartolga dedi ki...

Ankara Ün. Eğitim Fakültesin ders veren Üstün Dökmen Hoca, tam da senin dediğinden söz etmişti bir dersinde. Salt onu dinlemek için kaçak girmiştim dersine, bir öğrencisi arkadaşımdı...
Söylediğinin doğru olduğuna kuşkum yok.

Red Riding Hood dedi ki...

Umarım bu Kardelenler dileklerine kavuşurlar

Deliler Teknesi dedi ki...

Resme bakınca bende kendi geçmişimde uzun bir yolculuk yaptım... "Bir şey değişir, çok şey değişir" diye çok doğru söylemişler... Sevgi vermek çok önemli... Bir kiş, bir kişidir... Çok güzel işler yapıyorsunuz... Tebriklerimi sunuyorum, Allah kudretinizi arttırsın...

ezgilimelodi dedi ki...

Red riding Hood;Umarım...
Deliler Teknesi;Amin.Çok teşekkürler.Bazen kafayı yiyecek gibi oluyor insan...

suskunbiradam dedi ki...

İnsanların tesadüfen meslek seçtiği, tesadüfen sivrildiği bir ülkenin çarklarının arasındakilerden biri o masum çocuk.

2 Üniversite mezunu ve master görmüşlerin geride, yandaşların çok ilerde olduğu bir yerde... :)

Sevgiler...

bilge dedi ki...

merhabalar ezgi sözümü tutayım :)))sadeliği seven ama sadeliğin yanında şıkığı seversin.spor giyinmekten rahat giysilerden hoşlanırsın hayata devamlıpozitif bakarsın insanlara fazla güvenmez ilişkilerinde hep temkinli konuşursun ketumsun iyi sır saklarsın biraz rahatına düşkünsün.inatcısın iyi bir gözlemcisin vicdanlısın paylaşmayı çok seversin kendinden büyüklerle sobeti seversin..bu kadar ..çok dürüstsün...