9 Ocak 2011 Pazar

Uyan!




Rengini unuttu kar,
Neden yağdığını da..
Attı havanın nabzı,
Rüzgar  bile ağaçların yakasında
Hal kalmadı yanmaktan,
Söz kalmadı susmaktan,
Islığını çaldı hayat,bak ıslığını!
Deli kızım..
Uyan!!!

5 Ocak 2011 Çarşamba

Gülsem midem düzelir mi?:)

Köye gidiş-geliş yaptığım 4.yıl itibariyle,öğlen aralarını bazen gaza gelip türlü yemekler yaparak,bazen köylülere davet edilerek,bazen yemeye bile üşenerek geçiriyoruz...
Öğretmen sayısı az olduğu için de kim ne getirmişse piknik misali ortaya döküp muhabbetle yiyoruz.
Engin hoca'nın yaptığı aşureyi dahi yiyebiliyorum(aşure sevmememe rağmen:))
Et yemeyen arkadaşıma unutup et suyu çorba içiren de benim:))
Çakmadı olsun:)))
Bugün de bir hevesle brokoli,havuç,karnabahar ve sayamadığım türlü sebzeyi haşlayıp doğrayarak kendimize iki çeşit yemek oluşturduk.
1)Yoğurtlu
2)Zeytinyağlı ve limonlu
Çeşit budur işte:)))
Afiyetle yedik,ellerimize sağlık diledik...
Kurs sonrası midem bulanmaya başladı.Eve zor attım kendimi...
Diğer arkadaşlarıma herhangi bir şey olmadığına göre başka bir sebepten dolayı bu haldeyim...
Ben artık çok yorulduğumu düşünüyorum.
Tatile ihtiyacım olduğunu düşünüyorum.
Abur cubura alışan midemin sağlıklı besinlere tepki verdiğini düşünüyorum.
Ha bir de doktora gitmek istemiyorum.Hastaneye gitmeyi sevmiyorum...
***
DALGALARI AŞMAK ve ESMİR beni ödüllendirdiler.Onlara çok teşekkür ederim.Gerçekten de tam benlik bir ödül oldu.Dalgaları Aşmak beni unutmadı bu mimde:))Bu daha da sevindirdi:)))
Teşekkür ederim sizeee:))
Yanınızda olsam gülücüklere boğardım sizi ama yapabileceğim en güzel şey size kuzucukları anlatmak olacak:)
Hadi bir tane söyleyeyim:
Ders esnasında parmak kaldırılır.Ders,Türkçe..soru:
*Şaban öldü diyorlar,hala nasıl oynuyor?
*Şaban ikiz mi?
*Şaban'ın kız kardeşi var mı?Adı Şabaniye mi?
:)))))))
NOT:Üşendiğim için resim koyamadım.Bunlarla idare edeceksiniz artık:):):):):):):):):):):))))))))))))))))

4 Ocak 2011 Salı

Babam'a...


Binlerce kilometre uzağımda olsan,aldığım her güzel yemek kokusunda sen olacaksın...
Herkes parfüm,sen doğal kokarsın...
Parfümün baharatlardır.Sen hepsinin en güzel harmanısın...
Fotoğraflara düşkündün sen ve en sevdiğin resimdim,halı üstünde uyurken...
Tutkuyu öğrettin,sevdiğine sahip olmak için çaba sarfetmeyi,sabretmeyi...
Ve sevmeyi öğrettin sen,karşılıksız sevmeyi...
Sana sarılmak,seninle konuşmak ve seni yaşamak çok güzel...
İyi ki doğdun sen
İyi ki en güzel ezgin oldum ben...

2 Ocak 2011 Pazar

Eller...


Ölmeden beş gün önce,her zaman dinlendiği yatağından kalkarak ellerine baktı.Üzerindeki çizgileri,derisinin inceliğini seyretti.Gözleri doldu,ağlayamadı.Ellerine bakarak seyretti hayatını.Öyle ya,hayatı ellerinden geçmişti.Elleri tutmuştu eşinin ellerini.Çocuklarını,elleri sevmişti.Çalıştığı  vergi dairesinde onlarca kağıda elleri imza atmıştı.Yaşlılığını adadığı bahçesindeki güllerin dikenleri ellerine batmıştı.Şimdi ise,dokunulduğunda canını yakacak kadar ince elleri”buraya kadarmış!”diyordu.Ağladığını gören olmamıştı,kardeşinin vefatı dışında.Kendinin eriyip gideceğine bile ağlayacak kadar korkmuyordu hayattan.Elleri ağlattı bir tek onu.Ömrünün tozunu bir çırpıda silen elleri…
Duaya açılan,çalışmaktan yorulmayan,sevginin,öfkenin,hüznün,yaşanabilen her duygunun mimarı.Yorgun,masum,yitik,ömrü çatlak çatlak açılan elleri…
Dedemin özlediğim elleriydi...
                                                                ****
Dokunmak,hissedilen en özel duygudur.Güzel olmasa,sevgililer uzaklara isyan edebilirler miydi?Acıyı hissedebilir miydi yüreği dokunamadan?
Parmak uçlarındadır kalbimiz.Dokunarak kendimizi ifade ederiz.Bebek bile annesini ancak dokunarak sevebilir,okşar yüzü annenisinin kalbini.Sevginin pekiştirilebilir önemli ölçütüdür eller.Yüzeyi değil,içinde gizlidir hayatın görünmez yolları.Her çizgi kaderin kadarını yansıtır gözlerimize.Yaşadığımız kadardır kaderimiz.Kaderimiz ellerimizdedir.
Beşi de birbirinden farklı;beşi de aynı yerde farklı yönlere bakan insanlar gibi.Farklı yüzlerin bir arada yaşadığı bir dünya gibi.Birinin eksikliği etkiler bir diğerini.Her parmağın ayrı bir ismi,üstlendiği ayrı görevleri var.
Vücudun yükünü taşıyan ellerimiz gün gelir yüzümüzden önce yaşlanırlar.Hayat önce ellerimizi yıpratır.Çok yorulanın elleri daha çok yollara ayrılır.Çatlaklarını bir tutam toprak doldurur.Yüzümü seven işçi kadının kuru elleri gibi.Onların gökkuşakları bile bahçede kuruyor.Kuru hayat,kuru aş,kupkuru…
Ömür törpüsü yontar tırnaklarımızı.Canımızı yaktığında bekleriz birinin koynundan çıkardığı sargı bezini vermesini.Parmaklarımız kanarsa,daha dikkatli oluruz hayata karşı.Kiminin parmakları başkaları tarafından törpülenir.Muntazamdır.Hayatı zaten bağımlı yaşamaktadırlar.
Elleri yaşlı görünen çocukları gördünüz mü?
Ben gördüm.
Ellerin yumuşaklığına hayretle dokunan çocuklar…
Onların hikayeleri çok daha ayrı.Tek ortak nokta yağmurdan bile küçük ellerinin varlığı…
Ve en hüzün dolusu,uzaklara sallanan eller…Boşluğa sallanır gibi,tüm iyi dileklerimiz ellerimizin ucuna gizlenir gibi,tüm dualarımız ellerimizin ucunda şimdi…Yüzde beliren emanet tebessüm,parmak uçlarından akan gözyaşları ve hüzün…
 Ekranda bile okuyucunun yüreğine dokunabiliyorsak eğer,dokunabilmek için her duygunun elleri olduğunu unutmamalıyız.
Yüreğinizdeki ellerinizin sevgiyle dokunması dileğiyle…

30 Aralık 2010 Perşembe

Dilek

Yeni yıl;
Ders arasında hoplayıp zıplamaktan yorulup sadece bıdı bıdı konuşan öğretmenin dersini dinlemektense,sıra altında kızlar arasında yeni yıl çekilişi yapmaktır...
Siz de onlar kadar mutlu musunuz?
Bence olmalısınız...
Hep diyorum,yine diyeceğim;
Her şey çok güzel olacak...
Ezgi herkese huzur dolu bir yıl diliyor...




25 Aralık 2010 Cumartesi

Eşyaların Dili Olmasa da Gülümser,Gülümsetir

İlkokul zamanlarında,annemlerin bana verdiği para ile aldığım halleyi paylaşarak öğrendim hediyeleşmeyi…
“Ne kadar güzelmiş”denildiğinde daha çok yakışacağını düşünüp en sevdiğim bilekliğimi de hediye etmiştim en sevdiğim dosta…
Hediye almayı da vermeyi de hep sevmiştim…
Bu yüzdendir,odamda baktığım her yerde sevdiğim insanların koca yüreklerini eşyalara anlamlandırdığım…
En değerli eşyam olamadı,hepsi birbirinden değerliydi benim için…
Daha önce bir arada konuşmuş olmadığı bir insana bile hediye seçmek ne kadar değerliydi benim için…Alındığındaki yüzdeki koca tebessüm birçok şeye değerdi…
Sevgili Didem,benim için değerli olan eşyaları yazmamı istemiş.Bu soruya cevap vermek gerçekten zor oldu benim için.Sağım solum hep güzel şeylerle dolu:)Bu yüzden birkaç eşya hakkında konuşup,bu güzel soruyu cevaplandırmak istiyorum…

Seneler önce,O askerdeyken eve bir kargo geldi.Açtığımda içinde renkli çikolataların olduğu yumuşacık bir kutu ve kolyeyi gördüm.Baktım,baktım ve içim ısındı.”Ben senin yansımanım!”derdi içimi her hüzün kapladığında.Ve bunu hiç unutmamam için isimlerimizin baş harfleri ile-ikinci ismimin baş harfi:)- böyle bir güzel hediye tasarlayıp göndermiş,beni fazlasıyla mutlu etmişti.Onun aldığı her şey benim için çok değerli,fakat bu çok daha başkaydı…

Ömrüm boyunca saklayacağım,benim için çok büyük değeri olan bir kolye;anneannemin kolyesi…65 sene evvel,düğün hediyesi olarak takılan maneviyatı ölçülmez derecede büyük olan bir hediye…Onun yaşayıp,düğünüm olduğunda boynuma takıldığını görmesini isterdim…

Üniversite yıllarında,odama koca bir paketle arkadaşlarım geldi.Etrafı tüllerle süslü bu sert maddenin ne olduğunu anlamak için paketi olan gücümle açmaya çalıştımJİçinden resmimin bulunduğu koca bir mum çıktıJGüzel bir gülüşün bulunduğu bu hoş mumu her yaktığımda-özellikle gece-Jresmimin parıldadığını görmek beni nasıl mutlu ediyor anlatamamJ

Bu minik kurbiköpek de sevdiklerimden bir hediyeJKermit benim en sevdiğim karakterlerden olduğu için evimde bolca kurbağa oyuncağı var.Kurbağa bulamayan arkadaşım,yukardan baktığında kurbağa görünümlü,şapkasını açtığında sevimli bir köpek haline dönüşen bu oyuncağı almıştıJ

En son sizi de gülümseten bu karakteri paylaşmak istedim.Her baktığımda gülmem için alınmış bu tatlı şey,kafasını oynattığında daha da komik bir hale bürünüyorJ)
 Annemin benim için sakladığı ve hatta üzerinde nazar boncuğunun dahi kaldığı renkli bebek hırkalarımı,botlarımı da göstermek isterdim fakat bulamadımJ)
 Dediğim gibi,benim için her eşya ayrı bir anlam yüklü ve değerli…
Didem’e yazarken bile beni mutlu eden anıları paylaşma fırsatı verdiği için teşekkür ederim.
Mutlu hafta sonları…

20 Aralık 2010 Pazartesi

Minik Bir Yazı

İngilizce dersinde yiyecek,içecek ve sebzeleri öğreniyoruz.Kuzucuğun gözü 'hamburger'resmine takılıyor.Ve soruyor:
"Örtmenim siz hiç hamburger yediniz mi?"
"Evet,sen?"
"Annemle,şehre indiğimizde markete koştum.Sepetimi aldım başladım alışverişe.Gözüm üzerinde 'Hamburger'yazan poşete takıldı,annemin gözlerine bakıp hemen attım sepete.Eve geldiğimde içi boştu.Aldığım yalnızca ekmeğiymiş,üzüldüm..."
Amaaaaan,diyerek başladım konuşmaya.Ekmek arası köfte be kuzucuk,ekmek arası köfte!!
"Aaa örtmenim patatesi unutmaaaaa!!"
dedi birisi,güldüm...


Konu,kahraman,yer,olay,zaman...
Hepsini yazabilirsiniz;hep aynı...
Peki anafikir?
Hadi doldurun tüm boşlukları...............................................................................