25 Şubat 2010 Perşembe

Hayatlar



Okulun birkaç metre uzağında,henüz sıvası olmayan özensiz tahta merdivenlerden oluşan bir evdi…Ev sahibiyle geçen yıl tanıştım.Okuma yazma öğrettiğim teyzelerden biriydi.Sıcacık gülümsemesiyle diğerlerinden farklı olduğunu hissettirdi hemen.Gülümseyişlerin ardındaki hüznü görebilme yeteneğine sahibim.Gülüşünün hüznünü gördüğüm yüze daha yakın olmak istedim.Konuştuk…Anlattı…

Bedensel engelli olan eşi,yazın tarla işleriyle uğraşıp üç beş kuruş getiriyomuş eve.Çocuklarından bir kaçı köyden çıkarak kurtarmışlar kendilerini.Ama en küçük kızı…
İstanbul’da yaşama hevesiyle küçük yaşta evlenen kızı,evliliğinin ikinci gününde elinde bavuluyla köye dönmüş.”Sen aileni özlemiştirsin”bahanesiyle onu istemediğini dolaylı yoldan belirten eşe,ses çıkaramamış.Belki düzelir bir şeyler diye…Ah bu özgürlük!!!!!
Bunalımlara giren genç kız türlü yollar denemiş kurtulmak için hayattan.Başaramayınca telefonlarını beklemiş eşinin “belki arar”düşüncesiyle.Telefon da gelmemiş…
Yanıma utangaç adımlarla yaklaşan Gülnaz teyzem “konuş kızımla,bir şeyler söyle ona olur mu?”dedi.Kızı da tahta merdivenlerin orda uzaktan beni seyrediyordu,gülümsedim…Bir şey diyemedim o an...
Gülnaz teyze…Ellerim üşüyor diye,koşup sıcak su torbasını getiren kadın…Evine davet ettiği o minik odada tabağımı bitirmem için gözlerime bakan,bir çift güzel göz…
Anlatacak o kadar çok şey var ki aslında…Söyleyeceğim çok şey var…Yaşımdan büyük olgunluklar öğretiyor hayatlar.Hayatlarıyla büyüyorum…
Ve ben…
Herkes için hayırlısı ne ise onu diliyorum…
Tüm samimiyetimle...
Kabul olsun dualarınız…


Sevgiyle…

4 yorum:

bir güzel çift dedi ki...

ezgili can dan yine sıcacık bir yazı.seni okumayı seviyorum biliyorsun dimi?sevgilerimle...

Lilyum dedi ki...

Ezgilim..sen büyümeden olgunlaşan,çocukla çocuk,büyükle büyük güzel insan..
Hep böyle kal,hep sen de kal olur mu..
sevgilerimle..

Recep Altun dedi ki...

Evliliğinin daha ikinci günü eline bavulu tutuşturulup da: "aileni özlemişin" diye köyüne yollanan genç kadına üzüldüm. Geri çağrılır mıyım diye beklenen umutlar da bitince bu duruma üzülerek, hayattan kopmak için her yolu deneyen bu genç kadınımıza acıdım. "Olmuş çok ta, duyulmuş yok" derler.

Her şey bu kadar kolay olmamalı, kadınlarımız bir eşya gibi kullanılmaktan vazgeçilmeli. Dalga, dümen ve dalaverelerle nereye kadar gidilir ve bu toplumun sonu ne olur böyle? Bu toplumun sonu hüsran olur, felaket olur!

Gerçekleri yansıtan bu hüzünlü paylaşımın için teşekkür ederim.

Red Riding Hood dedi ki...

Nerede öğretmensin Ezgi'ciğim ?