4 Ekim 2010 Pazartesi

Unutkanlık mı,dalgınlık mı?


Herkesin unuttuğu bir şeyler vardır hayatında.Çünkü unutkanlık yaşamımızın bir parçasıdır.Bu durumu başlı başına bir konu olarak düşündüğümde dalgınlık ve takıntının buna bağlı fakat kendi içinde ayrı birer maddeler olduğunu düşünüyorum.

İlerleyen yaşlarda daha sık rastlanan unutkanlık,hastalık haline dönüşerek kişiyi ve çevresindekileri olumsuz yönde etkiliyor.
Daha önce sayfamda takıntı ile ilgili birkaç yazı yazmıştım.Unutacağımız korkusu içimize o kadar yerleşmiş ki birçoğumuzun birbirine benzer takıntıları olmuş.
Dalgınlık ise dikkatin dağılmasının bir sonucudur.Bazen derin düşüncelere dalma durumu olarak nitelendirilse de farklı türlerde karşımıza çıkabiliyor.
Bu durum kimi zaman felakete yol açarken kimi zaman da kahkaha atmanıza neden olan anılar haline dönüşüveriyor.
Gülümseten anılarımdan bazıları aklımda:)
*Herkes çantasından bir şeyleri unutur masada,markette ya da uğradıkları herhangi bir yerde.Bense kendimdeki hafifliği zaman sonra anlayıp,çantamı unuttuğumu fark ettim:)
*Annem öğretmenken dalgınlığından okula ekmek çantasıyla gitmişti.Uzun süre evde esprisi olan bu olayın başka bir versiyonunun başıma geleceğinden habersizdim.Ben de ev terlikleriyle okulun yolunu tutmuştum:)Neyse ki erken müdahale ile durumdan kurtuldum:)
*En felaketi ise diş macunu yerine babamın tıraş köpüğü ile dişlerimi fırçaladığım o unutulmaz sahnedir.Niye benzer ki dışları birbirlerine?!!(savunma mekanizması)
*Eğlenceli bir arkadaş toplantısında yenilen yemekler sonrası sofra toplanır.Tabakların toplanmasına yardımcı olacakken mutfak yerine banyoya gidilir ve aynaya bakıldıktan sonra kısa bir şoka uğrayarak hemen oradan uzaklaşılır…
Yazdıkça kendime gülüyorum.
Bir tek ben değilim dalgın değil mi?:)
resim:google,görseller

15 yorum:

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

Ya aslinda not almak lazim,olmaz olurmu hepimizin hayatinda böyle yada daha fazlasi oluyor!

Ama suan aklima gelmiyor,bende de bu ara cok olmaya basladi.gecen kendi kendime cok gülmüstüm ama neye?

Hatirlarsam yazarim mutlaka...

Seninkilerde hostu...

Newbahar dedi ki...

Oy oy oyyy Ezgim beniiiimmmm:))

Bu aralar fazlaca uyanık, fazlaca gözlerimi dört açmış vaziyetteyim:)

İnşaallah böyle gider aman aman şu iki sene böyle kalayım mümkünse:)

Sevgiler

oyumben dedi ki...

Unutkanlık bazen bir kusur değil aksine lütuftur.

acartolga dedi ki...

En son Cenova'da siyah tişörtümü unuttum, her gittiğim yerde birşeyimi unuturum, annem de hep aynı cümle ile eleştirir beni: "İyi ki kendini unutmamışsın..."
Unutkanlık, belleğimiz aslında çok enteresan, sözgelimi babaannem altmış yıl öncesini çok net anımsadığı halde, altı saat öncesini unutuveriyordu. Bir konu bizi ilgilendiriyorsa, bizim için önemliyse unutmuyoruz...

Yaşananlar yani deneyimlenenler daha zor unutuluyor. Teorik olarak öğrendiklerimizi pratik olarak öğrendiklerimizden daha çabuk unutuyoruz.
Bir telefon numarasını iki üç kez arayım, sonra unutmam... Aklımda onlarca numara vardır.
Yüksek lisans sınavına başvururken üniversite sınavına giriş numaramı anımsadığımda kendime hayranlık duymuştum ve şaşırmıştım. İlkokul dahil okul numaralarımı da unutmadım.
Değer verdiğim insanların doğum günlerini de unutmam.
Tüm bunlara karşın çok daha basit kimi şeyleri unutabilyorum.
İnsan beyni çok karmaşık, bilim çok az bir bölümü hakkında bilgi sahibi sanırım.
Unutkanlık konusunda uzun uzun yazılabilir...
Ezgi seni unutmam...

adımadsız dedi ki...

Bununla ilgili bir teori var mı acaba? Şöyle mesela; dalgınlar ikiye ayrılır. Dalgınlıklarını unutmayan dalgınlar ve hatırlamayan dalgınlar. Böyle bir teori mutlaka bir yerlerde olmalı, çünkü ben hiç hatırlamıyorum ( bir iki defa atletimi ters giymiştim, ama, o sayılmaz heralde, içi dışı bir ya) :). Bu kadar yüksek bir sakarlık potansiyeli olan birinin, dalgınlık yapmamış olması, eşyanın tabiatına aykırı çünkü :)

bir güzel çift dedi ki...

ilahi Ezgi...yine çok hoş bir yazı olmuş :) bu arada müzik seçimin yine harika...

ezgilimelodi dedi ki...

BİR TERAZİ KIZI;Tamam bekliyorum anılarını:)

NEWBAHAR;Ammaaan diyim,Ramazan abi gelene kadar iyi bak kendine:))

OYUMBEN;Unuttum.(Neyi?)

ezgilimelodi dedi ki...

ACARTOLGA;Ya bende trafik plaka numaralarını,telefon numaraları,reklam sözşlerini,eski film repliklerini hiç unutmam.Gereksiz şeyleri çok iyi hatırlıyorum ben:)
Ben de seni unutmam abicik...


ADIMADSIZ;Bir düşün bakalım,gelir aklına,bekliyorum:))Bu arada benim gibi dalgınlıklar yapsan eminim unutmazsın:)

BİRGÜZELÇİFT;:)İlahi ben:))Olsun ne güzel güldürdüm işte,mutlu olalımmmm:))Müzik alakasız ama seviyorum napim:))

hikayelerdirgeriyekalan dedi ki...

"dalgınlık ve takıntının buna bağlı fakat kendi içinde ayrı birer maddeler" demişsin ya...Etkenler diyebileceğim sağlıkla ilgili olabilir mi?mesela denilirki,troid bezleriyle ilgili sağlık sorunlarına bağlı unutkanlık ve dalgınlıklar...haaa birde,hani derler yA böyle durumlarda;aşıkmısın:) ne dersin?
Ezgicik,sağol cnm.unutkanlık ve dalgınlıklarımızın zararsız olması dileği ile...Sevgilerimle

Esmir dedi ki...

inan bir tek sen değilsin dalgın olan! hayatlarımızda öyle çok karmaşa yaşanıyor iken ve her şey böylesine alt üst olmuş ve de arapsaçına dönmüş iken! "dalgınlıklarımızda" ve de bloke olmuş düşüncelerimizden sonra "unutkanlıklarımızda" çok ama çok normal! belki de böylesi zaman zaman komiklik durumlarına düşüşlerimiz bile iyidir! demek lazım....:)

ayrıca müzik de güzeldi tüm dağınıklığıma ve dalgınlıklarıma iyi geldi:)

ezgilimelodi dedi ki...

HİKAYELERİMM;Aşıkımmm derim:)))
Evet,şimdilik zararsızlar:)İyi gidiyor hayat böyle:)

ESMİR;Çok haklısın,hayatımız tam bir karmaşa...
Müziğin güzel gelmesine sevindim:)Arada aklıma geliyor dalgınlıklarım;gülüyorum:))İyi geliyor bazen gerçekten...

suinci dedi ki...

babamızın önüne sunduk pazardan aldığı mısırları aaaa dedi nerde közlediniz bunları? ama bu haşlanmış da nasıl oldu bu iş.bu mısır şimndi haşlanmışmı közlenmişmi?
-bizim tenceremiz son teknoloji sen bilmezsin hem haşlıyor hemde sonradan közlüyor!!!!
yani ezgim benim mutfak unutkanlıklarım kaçıncı tencere takımı aldırdı sorma!
daha bugün öğlen akşamdan kalan pilavı ısıtmak için ocağın üstüne tencereyi koydum ablamın evinde olduğum için hangi düğme hangisini yakıyor bazen karıştırıyorum düğmeyi çevirdim ocak yanmışmı diye altına eğilip bakacağıma tencerenin kapağını açtım içine bakıyorum .)))))
oda bişeymi
ortanca kucağımda uyudu gezmedeyiz onunla kalktım büyük kızda yanımda zaten arabaya bindim ablamıza soruyorum ortanca nerde diye meğer ufaklığı unutmuşum :))))))

ezgilimelodi dedi ki...

SUİNCİ;Çok güldüm:))))Yalnız değilim ohhhhhhhhh:)))

özlem dedi ki...

Ezgi'cim kesinlikle yalnız değilsin sakın unutma:))

nihansu dedi ki...

Okurken içimden "dur bakalım devamı gelecek" dedim. Kesin Ezgi kendiyle ilgili enteresan şeyler yazacaktır diye düşündüm. Gülümsettin yine beni. Unutkanlığın bir de unutamama boyutu var ki, bence çok daha zor. Hiçbir tarihi, ayrıntıyı, olayı unutamama hali, bir süre sonra insanın kafası iyice doluyor. Unutkanlığım pek fazla yok da unutamama halim bolca :))